İki damla - iki yıl


İki sene oldu. Aklıma düşünce fikri, birbirimizi hiç bilmeyişimize rağmen garip olur içim. Seninde sen gidince değerin bilindi diğerleri gibi.

Söylenecek çok söz var belki. Sen gittin, bizde sustuk, kelimeler kifayetsizdi çünkü. Sonra iki yaş süzüldü.

Sen ordasın, biz burda.

Düşersek dünyadan cennete, kim bilir; biliriz belki birbirimizi.

Rahat uyu...


***


''...nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.''*



* Murathan Mungan

İnleten Nameler

Bir şey oldu.

Ordan burdan, ülkeden, ülkümden, çevreden, belkide bazen senden bahsedip, mızmızlanıp durdum. Belki bir sen oku istedimde herkese duyurdum.

Ben yazdım, sen okudun, yeri geldi sıkılıp yarım bıraktın, bazen yorum yapmak istedin ''Error'' dedi bir güç, sonra bir şeyler yazdın vs...

Tamamda ne oldu?

Ben hala aynı yerdeyim sen gibi. Zira ''o'' hala gelmedi. İktidar değişmedi, muhalefet aşamadı, vatan toprağı gitti, yine toprakları koruyanlar gitti, analar ağladı, haberler çekti montajladı alt bantada yine '' bir ocağa daha ateş düştü.'' yazdı. Sonra yaz için çekilen çerez dizilerin fragmanları düştü ekranlara, biz kış boyunca tvleri izledik onlar kazandı, şimdi onlar tatilde biz yine ekrana bakıyoruz. Haydii bakalımmm !


***

Özet:

Ben nasıl büyük adam olacam derken, neyi önce, nerde, kim için'i düşünürken pekte bir şey değişmedi sayın seyirciler.

Etrafımdakiler acele etme diyor ama ya yarından 365x30 falan daha varsa...

Ya yarın olmasa'nın üzerinden motive olur insanlar. İnan yarın olmasa daha kendi ve cesur olur insanlar. Ama yarın var. Uyuyalım, uyutsunlar yine bizi.

Bir şey oldu. Kimsede ''burda ne oluyor aga?'' demedi, lal oldu.


***

Sahi ne diyorum ben, küresel ısınmanın etkilerinden biri de bu olacak heralde. Burası geleceğe dair bilgiler barındıran bir blog okuyucu, boş değil.


Boş ise okuma aga desem olmaz bunları da okuyun, hem kim böyle düşünüyorsa bir adım beri çıksın...

Neyse bugünlük yeter size... Dozu kaçırıp altın vuruşlu bir yazı yaptıttırmayınnnn !

Almaşık




İnsanlar birbirinin alternatifini bulmuş olsalardı
emin ol bir dakika durmazdı.
Birbiriyle idare ediyor insan,
birbirini dahası yok diye tutuyor,
duruyor yanında.






Yazı: Begüm ÖZBEK
Fotoğraf: Mehtap ERDOĞAN

N

Neden



... gidince herşey geride kalacak sanılır?
... cazibi doluluk gibi görünsede bir süre sonra baş ağrıyıp köşeye çekilinir?
... sevmek için değil de dokunmak için birisini yanında ister insan?







Ne diyordum?!

Baktımda biraz arayı uzatmışım. Nedeni mutlak kendim. Olmam gereken, yapmam gereken, söylemem gereken, izlemem gereken ya da dinlemem gereken şeylerin listesi o kadar kabarık ki bir şeyi takip etmeye karar versem çok şeyi çoktan kaçırdığımın farkına varıyorum. Ve yine bir şeyler öğrendikçe ne kadar az şey öğrendiğimi anlıyorum.

Şu bir gerçek ki, ne olmaya çalıyorsan ne için çabalıyorsan yahut ne olmayı hayal ediyorsan o önemli değildir hem de hiç. O an ne olduğun önemlidir ne olmaya çalışıtığından çok. Sen bir şeyler için çabalarsın bunu kimse göremez. Sen o anda o yolda ilerlerken neyse öyle kalırsın hafızlarada, o bile fazladır çok çok unutulursun.

***

16. Altın Koza Film Festivalinde sonunda görev aldım. Bunu bayadır istiyordum ve oldu. Her başımdan geçen bir hikayeden sonra daha iyi olabileceğini ya da daha iyi değerlendirebileceğimi düşünerek ''neyse seneye'' diyorum, o da çok takıntı yapmamak için. Çünkü başka yapacak bir şey yok gibi geriye kalanlardan.

İçimde doğuştan olan bir kaç yeteneği keşfedebilsem, sonra anın tadına varabilsem, biraz dolu dolu muhabbet edebilsem işte o zaman bu kadar fazla düşünerek zaman kaybetmem.

Hepsi aklımdan taşan düşüncelerin sonunda kafamda bir şey kalmaması hali olsa gerek.

Şimdi tek umudum, bir umudumun olması ve sanki istediğim günler ilerdeymiş gibi yaşamak.